bilsem bundan sonraki refakatçim olacağını, yaklaşır mıydım yüz metreden yakınına..
30 Oca 2008
..biraz
Yazar: ..williee.. Kategori:Şiir | 6 Yorum |
19 Oca 2008
yalandan da olsa..
Yazar: ..williee.. Kategori:İçimden Geldi | 9 Yorum |

kelebek kanadı gibi bir şey bu, dokundu izi kaldı.
bir gece aniden kana giren hırsız. evde karşılaştık yüzyüze geldik, buyur ettim içeri, al dedim sana bana bize ait olan her şeyi. kelimeleriyle saldırdı bana. al bu kitapları, şurda duran dergiyi ve fotoğrafları. bırak kalsın üç beş şarkı. ama istersen alabilirsin bu kırık dökük hallerimi, üstüne üstün kararsız sözlerimi.
aldı, gitti.
"belki durup dururken yanına gelince, söylediklerimi anlamsız buldun.. oysa vakit yoktu ama sen haklıydın, çünkü böyle şeyler aceleye gelmezdi"
sır saklayamayan ben, sırrı olduğunu aklına bile getirmeyen sen. inatçı ben, akışına bırakan sen.. yağmura bulanmış kaldırımlarda, yalnızlığımla birlikte usul usul ilerlerken yaşam dolu sesiyle bana eşlik eden sen.. uzanacağız biz sert kayalıklara, hissetmeden tenimize batan o sivri kaya parçalarını. onlar degil mi ki kalbimize saplanıp çıkmayan milyonlarca uzay yılı. ben onu sevdim. kim ne der ki. sussun herkes ve bi o şarkı söylesin bana.
"bana bir söz verdin yine gelirim diye, sen gelmesen bile ben gelirdim.. sana bir şarkı yazdım söylersin diye, beni hiç unutmamanı istedim.
yalandan da olsa, ne güzel güldün o akşam bana.."
1 Oca 2008
Dilerim olsun…
Yazar: s1m0ne Kategori:Genel | 4 Yorum |
Dilerim:
Başucunda teklemeyen bir saat, bilincinde keskin bir ışık ve ruhunda bir battaniye dursun. Yerde hep, seni istediğin yere götürecek bir çift terlik olsun. Karanlığın kısa sürsün, ılık olsun. Tünel olmuş olsun, aydınlığa çıksın. Güneş her gün doğudan gelip, gözüne girsin. Girsin ki, seni yeni bir şeye uyandırsın. Her gece, içinde güzel masallar dolansın. Sustuklarında gözlerin kapansın. Dudağına bir tebessüm yapışsın. Duvarda, başkalarına, sahip olduklarından daha fazlasını vermek için, bir plan asılsın. Her şey ona göre yürüsün. Lavabodan aksın gitsin kıskançlık, endişe, haset, kibir ve kin. O asitler ki, borulardan lağıma doğru yollandıklarında, bütün tıkanıklıklar açılır. Korkuların, tüllerini havalandıran rüzgar olsun. Korkmayan yok, korkuyla yelken açan az. Bırak, odana girsinler. Hiç aramadıklarını çaldıracağın, kalp kazanarak kapatacağın bir telefon dursun masada. Ve bir liste önünde. Kısalsın bitsin. Kendi üzerini çizmen yeterli. Sana hep ilk hoşgeldini ve en son hoşçakalı diyecek olan, ayaklarının altında duran o paspasın, en değerli varlığın olduğunu unutma. O paspas ki, çamurunu siler ve içeri buyur eder. En yakınındır o, hergün kıymetini bilerek bas ona. Odanı hep havalandır, kapısını hep açık tut ve perdeleri kapatma. Hava nasılsa kapanıcak arada. O zaman da tüneli hatırlarsın. Bu dönüşün kutlanmaya değer olsun. Zilini sürprizler çalsın. Bu dilekleri okuyan isterse, bunları bana da dilesin. Bu hanede tek kuralı bu olsun.
Nil Karaibrahimgil
19 Ara 2007
..şarkılar
Yazar: ..williee.. Kategori:İçimden Geldi, Şiir | 6 Yorum |
“Onların, yani sizin hayatınıza
Şarkılar girmiş, şarkısız edemiyorsunuz
Şarkılar, yani barış, yani gökyüzü
Yani bazen burun buruna geldiğiniz köşebaşlarında
Sonra usul usul, yavaş yavaş kaybettiğimiz
Yani dost geldi gelecek, sevgili sevdi sevecek
Yani yaşamak adına güzel düştüğü olan
Şarkılar, yani yanıldığımız…”
Ya siz bu yazıyı okurken bir melodi, bir ritim çınlamıyorsa kulaklarınızda? Allah kahretsin, ya kalabalıklar içinde yalnızsanız, aklınızda binlerce soru, başınızda binbir dert ile denk gelirseniz buna? Radyoda inceden bir müzik bile çalmazsa.. Ya bir gürültü bile yoksa hayatınızda.. Olmaz ki, beş para etmez o zaman.
29 Kas 2007
..umayumay
Yazar: ..williee.. Kategori:Kitap, İçimden Geldi | 17 Yorum |
27 Eki 2007
..çocuksun sen
Yazar: ..williee.. Kategori:Şiir | 9 Yorum |
- I -
Dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen,
Ömrümüzse karşılıksız sorulardı, hepsi bu.
Şu samanyolu, hani avuçlarından dökülen
Kum taneleri var ya, onlardan birindeyim.
Yeni bir yolculuğa çıkıyorum, kar yağıyor,
Bir aşk tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte.
Çocuksun sen sesindeki tipiye tutulduğum,
Dönüşen ve suya dönüşen sorular soruyorsun,
Sesin bir çağlayan olup dolduruyor uçurumlarımı.
Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
Birisi adres sorsa, önce silaha davranıyorum.
Kekemeyim, en az kasabalı aşklar kadar mahçup
Ve üzgün kentler arıyorum ayrılıklar için.
Bir yanlışlığım bu dünyada en az senin kadar
Ve sen kendi küllerini savuruyorsun dağa taşa,
Bir daha doğmamak için. Doğmak diyorsun Devamı…
