2 Mar 2008

yolBak ne diyorum! Buluta bak, buluta. İlk cemre düştü bugün havaya! Saklan bir kuytuda, sevin gizlice, çırpıştır ellerini, kimse görmesin:
“YaÅŸÅŸassın!”

 

Göğe bak, göğe. Gözün kıvış kıvış kamaÅŸsın. Amman, Hakkı Devrim bugünlük bizi uydurmasyon laflarımız için bağışlasın. Çünkü bu, “Yeni Cemre Lügati”; gözden geçirilmemiÅŸ ilk basım!

 

Karnının hemen üzerinde bir yer var. Hafifçe koy elini oraya. Şimdi oradan bir kuş çıkarsa, bir fiyakalı kurbağa, hiç şaşırma. Çünkü bugün ilk cemre düştü havaya. Aç bir düğmeni daha, içine cemreli hava kaçsın.

 

Biraz geç gidiver işe, nasılsa, komik bile olsa, bir yalan uydurursun. Sana o akıl neden verildi sanıyorsun? Cemre gibi mühim olayları kaçıranları, Tanrı bağışlasın!

 

Git bir ağaca elini daya. Ağacın gürültüsünden avuçların kaşınsın. Kimse yoksa ortalarda, sen o ağaca büsbütün sarılabilirsin bile. Yanağını daya gövdeye. Su gibi bir serinliği, yüzünden gözünden içine akıtabilirsin. Fena mı olur? Bütün gün çıpır çıpır, yeşil bir esintiyle, yanağında bir ağaçla gezersin.

 

Kollarını aça aça yürü bugün. Bırak, bugün gövden neÅŸeyle komikleÅŸsin. İllâ sorarlarsa, cemreye bakmaya gittiÄŸini söylersin. Ne olacak? Bugün de dünyanın en komiÄŸi sen oluveresin. Israr edip canını sıkarlarsa, bir bulutu gösterip, “İşte! İşte! Cemre orada!” deyiverirsin. Onlar göğe bakarken sen hızla kaçıverirsin.
Köpeklere reverans yap bugün, kedilere yol ver, kuşları ürkütmeyecek güzergâhlar seç ve çocuklara ciddiyetle yaklaş. Yollarda müzik çalan yerlerin önünden ağır yürü. Şarkı bitmemişse dön dolaş yine aynı yerden geç. Utanma. Sakın utanma! Çünkü bugün ilk cemre düştü havaya.

 

Camlara bak, camlara. Bulutlar binlerce kez çoÄŸalıyor orada. Havada bulamazsan, cemreyi orada ara. EÄŸer şüpheli biri sanırlarsa seni… Karakolda iyi bir hikâye uydurursun nasılsa. Belki polislerden biri de kanmıştır o gün havaya. Çabalıyordur belki, üniformanın altındaki fiyakalı kurbaÄŸasını yatıştırmaya.

 

Nereden bileceksin? “Benden baÅŸka biri kanmamıştır ki cemreye?” derken, iyi düşüneceksin. Hiç belli olmaz böyle ÅŸeyler. Yoldan geçenlerin gözlerini –kim kanmış, kim kanmamış- iyice tetkik edeceksin. Biri huylanıp üzerine gelirse… Artık onu da bir ÅŸekilde halledeceksin. Hiç olmadı, bütün ciddiyetini takınıp, “Cemre Tahkikat Komisyonu için çalışıyorum” deyip, kaçıvereceksin.

 

Kim bilir? Belki bakarken bakarken, birine tutulursun. DeÄŸil mi ya? Bugün cemre düştü havaya. İlk cemrenin de o kadar hatırı oluversin. Cemre sebebinden gidip birine tutulmuÅŸsan, rahat ol, bahar katında sorgusuz sualsiz affedilirsin. De ki, bahar geçti gitti, sen hâlâ ona tutuksun… Artık orasını da bir ÅŸekilde halledersin.

 

İlk cemre düştü havaya. Buluta bak, buluta! Bugün, hava kararmadan kendine açık havada bir çay ısmarla. Amman! Dikkat et, eğ başını! Cemre takılacak saçına!

 

Ece Temelkuran




Yazı hakkında;

Bu yazı 2 Mart 2008, Pazar 1:33 sularında İçimden Geldi kategorisi altında kaleme alınmıştır. Bu yazıya gelen yorumları RSS 2.0 ile takip edebilir, yorum yazabilir, ya da geri izleme kullanabilirsin. Çok istersen yazdırabilirsin.

3 Yorum

  1. KrizanteM demiÅŸ ki: (3 Mart 2008 saat 1:26)

    İzmir’in her yerine bahar geldi, erkenden.. Kaçırmamak lazım derim ben, anlatabildim mi (:

  2. ..williee.. demiÅŸ ki: (3 Mart 2008 saat 2:23)

    Anlaşılmaz mı efendim, en mümkün olan zamanda inşalla (:

    İstanbulda da güzel gibi havalar, şöyle bebek, arnavutköy civarları.. Ama erken mümkünse mayıs gibi olsun, tek gezdirmek istemem sizi, bilmem anlatabildim mi ((:

  3. s1m0ne demiÅŸ ki: (4 Mart 2008 saat 0:38)

    Burda da hava çok güzel valla, bahar dersen en alasından bilmem anlatabildim mi (:

Yorum Yaz

Not: Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır, panik yok (: