20 Şub 2007
..şiddete meyyalim vallahi dertten
Yazar: ..williee.. Kategori:Beyazperde |
Uzun zamandır fragmanını izleyip, hep aynı cümleye takıldığım bir film “Polis”, üstüne şiirleri ile beğeni kazanmış bir yönetmen, oyunculuğu ile her zaman bir büyü oluşturan Haluk Bilginer ve bu kadar zamanı nasıl bulupta, son zamanlardaki en güzel projelere adını yazdırdığına şaşırdığım Özgü Namal.. Üstüne bir de Takeshi Kitano’ya ithaf.. Hepsi bir arada olunca, izlemek kaçınılmaz sondu.. Beğendim mi beğenmedim mi hala karar veremedim.. Bazı repliklerde bazı filmlere, hatta türk sinamasına yapılan göndermeler, en dramatik sahnelerde güldürdü herkesi.. ki bu beklediğim bir sahne değildi (: Bi başka türk filmi olmuş, beklentilerin aksine hayal kırıklığına uğratan bi yapım.. Ama bir yandan da şaşırtan.. Müzik seçimi ise gayet güzeldi, soundtracki tarafımdan merakla beklenmekte.. Hmm bir de unutmadan Onur Ünlü’den bir mezarcı hikayesi alacağımız var, yazdık bi yerlere; aklımızda (:


Ya tam okumadımda başlık kısmı sanki benle çok ilgili konuşmasam olmaz.
Hımm birileri pek Türk filmi izlemiyorum demişti ama, sıkıntı insana herşeyi yaptırır bilirim…
Gerçi benim de bu filmi izlemek için sebebim var…
Onur Ünlü toprağım…
Ha bir de hakkaten bu Özgü Namal’da nasıl bir enerji vardır…
Mart’ta bir filmi daha vizyonda…
Mutluluk…
sonunda anlaşılıyor fıkralar aşklar sen anlattın ben dinledim nihayet bu aşkta bitti kavradım
bir yaşanmışlık daha ekliyorum,
imkansızı tüketerek ezberlediğim bir benden geçiyor, bu otobüs.
ciğerim tükendi, mananı taşımaktan,
seni kayıp sahillerde aramaktan.
yinede resme daldım, manzarasında kıyının,
yoruldum dedimse bıkmadım sana koşmaktan.
kaç bin yıldır okyanusun dibinde kalan paslı bir kanca sanki gözlerin,
onlarki 100 km hızla giden treni geri geri çeker,
ki sen bilirsin marifetini,
ki sen yalansızca beni ben yapmaktan hiç anlamazken
beni sen yaparken var olmalara kafa tutarsın.
ki ben bir çocuk üflese uçar giderim uzak şehirlere.
şarkılar bende başlar ve kıvrılır uzak dağların eteğinden,
binlerce metre derinlerde çakıllarla temizlenirim.
bilim adamları toplar seni, kitap, kitap,
her sayfada bulunursun; ancak çoğaldıkça anlamsızlaşmışsındır,
asla ilk bulunduğun sayfa kadar anlamlı olmazsın ikincide.
ve ben bilirim ki son sayfada olmamalısın…
olsan bile seni taa en baş sayfaya koyarım,
son sayfa beyaz olur asıl sen tamamen ordadır aslında,
ve beni kapatırım, eski bir kartona masal resimi çizerek son sayfaya.
ve bizi asla koyamam kitaplığa.
Adının onlarca dildeki karşılığını araştırmak hobim olmuştur,
sebebi muaşşerette kalırım sakin,
sakileşirim arasıra.
tutkunluğunu ararım yudum yudum,
sigara üstü sigara,
gözlerinin dumanlı dumanlı kayboluşu geldikçe aklıma,
dişlerimi sıkarım sensizliğe,
ağrıyan kalbimse cabası.
hapsedilmiş güzelliğinin cakası.
ne kadar düşünmüşsem seni,
sen demişimdir herkese,
herkes beni senin gibi bilir,
sende zaten herkes gibi bilirsin,
bense kaybolmuşumdur. bulamazsın ki!
pisikoanalistler bilimselleştirerek ilaç yaparlar benden,
sadece senin gibilere sürerler,
ruh sığlaştırması diye geçer bıraktığım etki, uzaylı kitaplarında;
bir kaç yüz miligram hidroclorur’e eşit sayarlar herşeyi.
oysa uykusuzluk kadar aşikardır, rüyanın bekleyişi.