30 Oca 2007
..equilibrium
Yazar: ..williee.. Kategori:İçimden Geldi |
Bir yandan ne çok güldüğümü hatırlıyorum.. bir yandan ne çok ağladığımı.. Kahkahalar içinde yerde kıvranırken gözümden akan yaşı, öldürür gibi yapıp da öldürmeyen o bekleyişle akan yaşı.. Geleni, gideni.. Birinin ardından bakarken, kapıda beliren sureti.. Bilmem kaçıncı kere, ama her seferinde ilk dinleyişteki hevesle dinlediğim şarkıları, bir yandan oynadığımı, bir yandan uzak bi yere ama hep aynı yere daldığımı.. Sonra bulup bulup, yitirdiklerimi.. Üzülürken bir şeye, başka bir mutluluk yaşamayı.. Kahkahalarımla duyulabilecek kadar çok, ama çok en çok ne kadar çok olabiliyorsa o kadar çok güldüğümü, sonra bir anda, hiç beklenmedik bir anda, birinin ya da bir şeyin kahkahalarımı boğazıma tıkadığını, tıkandığımı, yolun sonuna geldiğimi sandığımı. Sonrasında hıçkırıklara dönen kahkahalarımın tekrar kulaklarımda çınladığını..
Siyahla beyazın birleşimi gibi hepsi.. Grileri sevmemin nedeni belki.. Mavinin, beyazın olduğu kadar yeryüzünde siyah olduğundan belki de insanın gülerken ağlaması.. İsyanın siyahına, bulutların beyazının karışması.. Gülmenin ağlamanın elini tutması ve bir daha hiç bırakmaması.. Hangi ummadık taşın nerede baş yaracağını, hangi sözün nasıl batacağını elbet bilemez insan.. ama “beklenmedik an” kavramını çöpe atıyorum, cidden yürümüyor öyle.. Her an her şey olabilir.. Birisi sizi incitebilir, bir diğeri ‘üzülme ben burdayım, ve hep olacağım’ diyerek sizi gülümsetebilir. Bu bana metanet kazandırır ve aslında beni incitip giden, benim için son bir iyilik yapmış olur; farkında olmadan bana bunu öğretip öyle gider, unutmaksa benim elimdedir.. belki de değildir..
Öyle bir an gelir, zaman ağır ağır kuyusuna çekilebilir, bir eliyle sizi tutarak.. Fonda belki sezen olur, belki başkası.. Görünürde de sular seller ve bir ton gözyaşı işte.. Şimdilik rafa kaldırıyorum ‘melankoli’ anlarını, bilirim bir gün yine canım burnuma geldiğinde hayata sövmek için koyduğum yerden indiririm, tıpkı umutlarım gibi..
Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşıYan gelmişim diz boyu sulara
Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum..
Hiçbirinizle dövüşemem
Siz ne derseniz deyiniz
Benim bir gizli bildiğim var..
Sizin alınız al inandım
Morunuz mor inandım
Ben tam kendime göre
Ben tam dünyaya göre
Ama sizin adınız ne?
Benim dengemi bozmayınız..

bozma dengeni
düşersin çok hırpalanırsın
acıtırlar anlamazlar
bir anda kaybedersin, hayat çizgini
karşmaşıklara atarsın kendini, yapmacık
eski dostlar ararsın bulursun anlamazsın
eski hayatlar ararsın sıkılırsın
kaybettiklerini kazanırsın yalnızlığını ararsın
özünü bul, degeni bozma
Yaranı sakla derininde! Yüreğin hangi buluta tutunursa tutunsun…kandıracağın bir benin olur , sadece “sen” olur yaşam nihayetinde…”
ihtilaller uzatırsın geceye teğet,
Çizerler aklını, bir bilinmezin adını çığlığına gömersin.
Bin makinalı tüfekle tarasan kalp dedikleri şeyini,
Bilinmez masal damlacıkları süzer al al…
VE Silene yaştır akar gider al al…
İklim değişirdi gözlerinde…
Zamana karışırdı tüm cümle dizimleri…
Baş ucumda bir yalnızlık söylentisi…
Sen miydin halime mahçup sebep?
Sen miydin aklın durmuş halleri?
Özlenmiş kokular?
Biriktirdiğim tütün sarmaları?
Oy! sen miydin sevgili sevgili gelip,
Bir günbatımı renklerini kesesine doldurup da giden?
[21.02.04-(?)]
Benim dengemi bozmayınız..
ya nasıl yazı flan eklicez… yardımcı olabilrmisin..
Ben, aşkı buldum,
ben aşkı gözlerinin içinde buldum.
Ben, sevgiyi buldum,
ben sevgiyi kalbinin içinde buldum.
Kim ne derse desin:
Kaybetmem artık.
Çok bozuldum (:
Güzel yazıydı. Kompozisyondu. İşte adını ne koyarsan..
Belki bendim belki bir göz yaşı ,
İntihara meyleden bir ruhun kayalıklarda akıttığı.
Belki bendim dokunmadan küfrettiğin,
Belki bir başkasıydı endişen,
Belkide çok acele ettiren hayat değildi.
Bırakıp gitmelerin tuzağıydı, kadın testlerinde.
Ben b’yim sen a’ya layık,
Ben seyre dalmışken seni yüreğimden uçup giderdi bir halayık.
Şimdi kaçıncı kayboluşum bekler beni bu şehirde;
Hangi otobüs durağına koşmadım ki, pembe diye;
Ve sen;
Evini bulamayan bir akıl bıraktın.
Yinede sen üzülmemelisin.
İşte bu sebeple, beni artık anlayamazsın.
Nefretine eş değer acılarım var,
Ben rüzgarı seviyorum.
Rüzgarlı havalarda yalnızken ağlamayı.
Ben dalgalarla konuşmayı seviyorum,
Sarhoş dolaşmayı;
Karanlık bir sessizliğe adınla çığlık atmayı.
Şu göğsümdeki bıçak yaralarını,
Ve makinalı tüfeğinle taramanı…
Birini hatırlayınca gülüyorum,
Seni hatırlayınca duvarlar yüzüm oluyor.
Nedenini ben bile anlamıyorum,
Senin anladığın bir sebepten ötürüdür diyorum,
Bu soruya doğru cevabı vereceğin için endişelenmeden bekliyorum.
Bekliyorum herşey değişiyor,
Sadece ben bekliyorum.
Korkarak yeni bir neden çıkmasından,
Nedensizce