15 Oca 2007

“Hadi Cumartesi gel”
Mesajı gördüğümde cevap vermek için artık çok geçti. Ben bunu hep yapıyordum zaten. Hele son zamanlarda o kadar sık yapıyordum ki, artık can sıkıcı olmaya baÅŸlamıştı. Üstünden vakit geçtikten sonra cevap vermek istemedim, çünkü yazacak hiçbirÅŸey bulamadım, çünkü hiçbir anlamı olmayacaktı, çünkü hiçbir normal insan sevdiÄŸi bir insandan ulaÅŸan bir mesaja cevap vermemezlik yapmazdı, asıl sorun benim bu aralar (tamam kabul bayadır) biraz anormal olmamdaydı. İki cumartesi geçti üstünden, ama hala beni rahatsız ediyor. Bir özür borcum var… Özür dilerim; kendime gelicem ama söz, oraya da gelicem…




Yazı hakkında;

Bu yazı 15 Ocak 2007, Pazartesi 16:06 sularında İçimden Geldi kategorisi altında kaleme alınmıştır. Bu yazıya gelen yorumları RSS 2.0 ile takip edebilir, yorum yazabilir, ya da geri izleme kullanabilirsin. Çok istersen yazdırabilirsin.

20 Yorum

Sayfalar: « 1 [2] Hepsi

  1. s1m0ne demiÅŸ ki: (30 Ocak 2007 saat 19:32)

    Hatırlamaz olur muyum ((:
    Hatta bunu yazarken aklıma bile geldi desem inanır mısın (:
    Özür dilerim ama ilk benim aklıma gelmişti (((:

  2. starstr demiÅŸ ki: (17 Åžubat 2007 saat 15:23)

    canım seni seviyorum,
    i love you

  3. bulut demiÅŸ ki: (19 Åžubat 2007 saat 21:42)

    site cok guzel ve site icindeki bazı arkadaslıklar herbırınızın sözlerı adeta bır sıır

  4. sahte_matem demiÅŸ ki: (20 Åžubat 2007 saat 10:01)

    hangi cumartesi geç kalınmış cumartesiiler yıkar insanları

  5. yinestarstr en ilgiliye demiÅŸ ki: (22 Åžubat 2007 saat 18:56)

    En ilgiliye…

    Ben senin gözlerinin yeşiline değil,
    Değiline bakarım,
    Bakarımda kahbe bir hayata and lenirim,
    Her sevda gözümde toplanır,
    Toplanırda o akan şeyin,
    Göz yaşı olmadığını sadece ben bilirim.
    Bakarımda nefesimin çiftlenir uzakta…

    Manaya dalmışım ben göremezssin ki.
    Kör olmak istemiştin,
    İşte senin körlüğün
    Ve işte benim körlüğüm,
    Birleştirince evren karanlık oluyor.

    Ey sen,
    Sen artık karanlıkta bile kaybolamazsın.
    Sönmüş mumlarında yok,
    Yok iÅŸte.
    Ben kaç gram kalbimle;
    Nasıl taşıdımsa ağırlıksız ellerinin yükünü.
    Öyle işte.

    Küfürettin sen bana:
    Ben yüzüne bakarken aylar, yıllar,
    Hatta asırlar sonrayı sorgulardım da;
    O sonsuzda asla sana kötü söz söylemeyeceğime dair;
    Kendime binlerce kez söz verir, yeminler ederdim.
    Her gidiÅŸin bir eziyet,
    Her kötü sözün rahmet gibi işlerdi.
    Nasıl sevmişsem ulan seni.
    Kendimi söker atardımda, sana kıyamazdım,
    Ve sen seni öldüreceğimi sanarak korkardın.
    Korkaklığın ve çaresizliğin nefrete dönüştü sonra,
    Dönüşecek o kadar şey içinde,
    Sana en layık olmayanına.

    Bumudur diye çarparken beni duvar duvar,
    Adının ve belkide yanında olabilecek adımın
    Başharfini beklerdim her köşe başında,
    Beklerdim bütün otobüslerin penceresinde,
    Ve dünyanın bütün plakaları, gözlerimde tutulurdu.
    Ve ben hala kaçırmam,
    Gizeminde seyrederken uzaklaştığım bizi.
    Ve ben herşeye rağmen uzaklaştıkça kaybolup giden bizden,
    Dahada yaklaşırım yeni bir bize…

    Ve ben bize varırım,
    Yalanda olsa kendimi kandırarak.
    Ve ben her kahbe uzanışa,
    Körpe bir gül ile cevap veririm,
    Bizi hatırlayarak.

    En zalimi kalbe gelir,
    Bilirki sorularım bitmiş,
    Bir tokat gibi kelimeleri yüzüme vurarak.
    Bilirki; bir sen varsın bende.
    Bilirki; sessizliğim sorgulanmış susarak.
    En zalimi çocuk olur cezaya uzanarak.

    Sen merhameti gömersin,
    Görüpte anlayamadığın bir hal vardır onda.
    Onlarca yazar dikersin karşıma,
    Binlerce hasta fikirle yargılarsın beni.
    Sen zavallı sevdiğim,
    Sen mevlanayı, yunusu bilmez gibisin.
    Sen merhameti gömersinde ancak toprağın üstünden bakabilirsin ona!
    Senin anlamak istemediğin bir şeyler kayıptır orada,
    Onun vermekle eksileceği yönünde aldatılmışsın.
    Onun verdikçe arttığını kavrayamazsın.

    Hep zekiyim dersin,
    Öylesin de.
    Sen espirilenip gülerken,
    Ben bilmem kaçıncı komik bulguyu belirtmektense,
    Senin gülümsemendeki sorhoşluğumla boğarım kendimi.
    Bir aptal sanırsın beni.
    Sadece bir aptal.
    Haklısında onca canda bunca cansız kalmak.
    Aptallıktır aslında.

    Åžimdi ne olacak!
    Böyle anlamlı konuşmaları,
    Seni alacam, bulacam gibi sözlerle ağırlatmak;
    Çirkin düşer erk’e
    Bizi en ilgilendirmeyen nedenlerle boÅŸver.
    En ilgiliye…

    ***************

    Son bişy daha sölecem ama bulamıyorum bi türlü.
    seni seWiyorum

  6. ..williee.. demiÅŸ ki: (22 Åžubat 2007 saat 19:53)

    starstr, kimi seviyorsun böyle.. her yer doldu seni seviyorumlarla (:

  7. s1m0ne demiÅŸ ki: (22 Åžubat 2007 saat 23:32)

    Evet ya ne bu böyle ((:

  8. Yps!lon demiÅŸ ki: (16 Mart 2007 saat 15:37)

    “Seviyorum” duydumda ondan geldim buraya :)
    Ben seviyorum evet, “o” özeldir…
    Ama bir de sevdiklerin vardır hani, ve seviliyorsundur da yani öyle sanıyorsundur en azından…
    Bilmiyorum ya,
    magdem konu özür dilemek,
    “özür dilerim,
    anlayamadım…
    neredesiniz?”

  9. starstr demiÅŸ ki: (20 Mart 2007 saat 18:19)

    Birini çok seviyorum ama beni anlamıyor yaa!
    BloÄŸunuzuda doldurdum, bu kadar yeter bir daha yazmasam iyi olacak.
    Özür dilerim..

  10. d@rk demiÅŸ ki: (3 Haziran 2007 saat 6:38)

    gerçekten aynı duyguları yaÅŸadım bir aralar…
    kurtuldunmu derseniz kurtuldum…
    fakat bir enkaz yığını gibi kurtuldum…
    bazı şeylere cevap verememem yada vermemem yüzünden bir çok şeyi kaybettim..
    hayatımın en önemli varlığım bu yüzden elimden gitti…
    ÅŸimdi; beni duysada olur duymasada onun için pek biÅŸey deiÅŸmez ama bende özür dilemek istiyorum… affedilmeyeceÄŸimi bile bile..

Yorum Yaz

Not: Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır, panik yok (: