18 Ara 2006

Düşündüm de hiç mantıklı gelmedi resimlerle uğraşmalar, kırk saat fotoğraflara bakmalar.. Şarkılarda ayrıştırılamayan, indirgenemeyen ve dile de getirilemeyen bir şey var galiba. Bir sardın mı, devamı gelen bir şey bu, bulaşıcı birde.. Sanki bir gaz gibi her yere yayılıyor.. Herkes yapbozun eksik parçasını arıyor, ve kendi içinde kendi bakış açısıyla tamamlıyor.. Heh, yaptım da ne oldu diyor sonunda, yani ben diyorum açıkca (: Yaptım yapmasına da ne oldu, ne gerek vardı uğraşmaya.. Hiç de mecalim yokken çabalamaya, bir şeyler anlatmaya.. Derken baktım da, birikmiş yine hepsi, son demleri gerçi;


“..ama bir gün, belki de o an dan önce, hani durdurup da ağlamak nasıl olur bakıldığı an‘dan önce aynı yollardan geçmiş belki gülmek..
ağlamak gezerken, gülmek koşuyor belki.. belki gülmek düştü de ağlamayı çağırdı bilinmez…
“çağırmasam gelir miydin?” ya da “neden geç çağırdın? neredeydin bunca saat? neden bu kadar uzun yıl sürdü gelmen?” diye sonradan sorulan, eşyalar toplansa da gidelemeyecek yolların bilgisiyle hoş kavgalara malzeme yarattı belki de geçmiş. sanılmasın ki gidilecek yer yok da, olsa gidilir.. gidilmez.. gitmez kimse..”


“ama herkes kendi yaşadığı aşkı en büyüğü sanıyor ya, hani benim kadar sevemez kimse diyor.. hani en çok ben sevdim, dünya böyle sevgi göremez diye düşünüyor ya, hani ferhat, sonra leyla biraz, belki kerem, belki arzu ve havva olunuyor ya her defasında işte böyle şimdi ağlamak..
gülmek ağlamanın elini bi tuttu sonra hiç bırakmadılar.
aslında hepimiz varız bu sahte hikayede..

‘yalnızlık bir yağmura benzer’
yağmurdan önce biz, bütün çılgınlıkları bir bir bölüştük, bir bir türküleri, telaşlı koşuşları, bir bir silahları, tabuları, ayrılıkları; çoğaltıp yalnızlığımızı feodal tekkelerde ellerimizin üstünde bir el bile yokken bölüştük vuruşları.

sonra bir geceydi ve yalnızdık; çoğalttık susuşları…
yağmura yakalandığımız geceye çarptık; geceye olmadı.
ama biz paramparçaydık!


o saklanır, ben gizleyemem..
sızar dudaklarımdan zindan masalları..




Yazı hakkında;

Bu yazı 18 Aralık 2006, Pazartesi 22:56 sularında İçimden Geldi kategorisi altında kaleme alınmıştır. Bu yazıya gelen yorumları RSS 2.0 ile takip edebilir, yorum yazabilir, ya da geri izleme kullanabilirsin. Çok istersen yazdırabilirsin.

3 Yorum

  1. erhan demiş ki: (19 Aralık 2006 saat 22:22)

    çok güzel olmuş, yazıların. Hayatın mı desem acaba ? Arasında bir şey işte… :)
    ama gerçekten güzel. Tebrikler…

    Erhan Gökçe.

  2. Onur demiş ki: (22 Aralık 2006 saat 23:10)

    hayatım dedım sey bana artık sacma gelıo belkı yenıyım belkı alısamadım kader dedıımız sey bıseyın baslayıp bıtmesı ıse ben buna razı deelim warsın baslamasın ben baslayamayan hıkayenın bıttıgıne aglarım !!

  3. mavrech demiş ki: (25 Aralık 2006 saat 23:27)

    usur tıtrek ellerım dokundugum her bedende.yoksun kalır yuregım,buyuttugum her yalnızlıkta.oysa sıırlerdır senı anlattıgım oysa bır umuttur sana yazdıgım ıcınden cıkmaya calışıpta battıgım her kuytu ruyada.bılırmısın gıdıs bu degıl serzenış yada yalvarıs. bıldıgım yoksun artık kokun gıbı bıraktıgın her karısta.oysa ne yemınım kaldı nede sana yetecek bır ruya..

Yorum Yaz

Not: Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır, panik yok (: