10 Ara 2006
..dedi tanrı
Yazar: ..williee.. Kategori:Ruhun Gıdası, İçimden Geldi |
aşk bu gece şehri terk etti.
tüm dünya zamanlarının dışında
gece-gündüz…
bekleten..
ne nazlı bir şiirmiş doğuranın ismi gibi..”
Grinin vucut buluşu gibiydi aşk, siyahı ve beyazı aynı tene giydirebilirdi ve biterdi ardından.. Aşk bütün şehirleri terk etse de, güzeldi.. Korkmazdı insan aşktan, üşümezdi ki hiç aşk sarardı onu.. düşse bile, aşk tutardı onu, kaybetse bulur, ölse yaşatırdı.. Ürkek bir intro gibiydi şarkı, ardında sakladığı hakkında bilgi vermiyordu, aşktan korkma diyordu sadece ve ekliyordu: “Aşka kalbini açtığın zaman, acılar giremez diyemezsin. Aşk acılarıyla, tutkularıyla, gözyaşlarıyla, rüzgarlarıyla, taze çicek kokularıyla bir bütün olarak girer içeri.. Aşkı acılardan süzemezsin, istesende istemesende aşka boynunu eğersin..” Aşk biter yere düşersin, ve sonra eklersin; “Hayır istemem bir başkasını, yalnız da ayağa kalkabilirim..” bu yüzden grinin vucüt buluşu gibiydi işte aşk.. bütün tezatlıklara tezat bir şekilde yayılırdı gidenlerin ve kalanların ardından.. Dikenler batardı gidenin ardında kalana, bir kum tanesi kadar küçük, daldığı derya kadar büyük bir acıyla..
Laf değildi aşktı bu..
Griydi aşk O ise; bu gri şehrin tüm yollarını rengarenk boyamak ister‘di, Bana Özel‘di sanki, biraz Umay Umay, biraz aşk.. Hiç bilemezdim bir şarkı bir ömrü nasıl kanatır, hangi söz nasıl batar.. Ve o sözler gün gelir nasıl susar, susar işte susar!
eline yalnızca bir iplik, bir iğne verebilirim”
..dedi tanrı

çok güzel bir anlatım olmuş tebrik ederim;)
Harikasınız… süper anlatılmış bu umay umay bi şarkısımıdır acaba? bu siteyi keşfettiğimden beri her gün bakarım. ihmal etmemenizi tavsiye ederim
yazı içinde TEBRİK EDERİM…
~~seastar~~
şarkı; cem adrian’ın söz ve müziğini taşıyor. aşk bu gece şehri terk etti albümünde umay umay’la düeti var, “bana özel”..
Bak burda ne var (:
Bizlere de bir teşekkür gelmiş…
http://www.youtube.com/watch?v=cayFsGo_tvc
Pembe yaklaştık birbirimize.. Kırıklıklarına inatla kurduğumuz hayallerin pembesiydi.. Seni tanır gibiydim hep.. O yüzden ya, geç olmadı farkedişim, şu rüyalarıma izinsiz giren kız olduğunu… Sarıdan konuştuk sık sık.. Yaprakların dallarını rüzgarla aldattığı mevsimin sarısıydı.. Pek severdik yağmurlu hüzünleri, sonbahara tutkunduk çünkü ikimizde… Kendimize bile farkettirmeden, ne kadarda özenle saklamışız o mahçup rengi, hüzünlü sarının hemen arkasına.. Utanan yüzlerimizdeki kırmızıyla başladı aşkımız.. Şömine maşasının arasındaki korun kırmızısıydı.. İçimize düşmüştü maşanın kollarının arasından, seve seve alev aldık.. Bitmeyecekti susamışlığımız ateşimize.. Dokunmasındı kimseler, yakardık… Bir akşamüstü gökyüzü gri vurdu, sevmelerimizin ardındaki mutlu yüzlerimize.. Soğuk metalik grisiydi.. Bulamadık birbirimizi kısa-uzun birkaç gün, elele tutuşmadan kaçmıştık çünkü griden… O kadar güçlüydükki ama sevgimiz için, rüyalarımızda konuşup buluştuk yeniden, biz olduk ve gökyüzünü esir aldık, mavi doğduk üzerine grinin.. Uçuk deniz mavisiydi.. Fırçamızı biraz mavi biraz beyaza sürmüştük, beyazı fazla kaçırdığımızı bilmeden… Gökyüzümüzün tadını çıkardığımız bir akşamın sonrası, dokunduk ilk kez seslerimize.. Mavinin uçukluklarından işgal etti beyaz bizi.. Sabahları üzerine giydireceğim gömleğimin beyazıydı.. Beyzaydık, günahsızdık tanrının gözlerinin önünde.. Duru bir güzelliğin resmini yapıyorduk, “bir” ettiğimiz hayatımızın tualine… Ne olduysa, bir gece karardı bütün renklerimiz, teslim ettik boya takımlarımızı, uslanmaz siyahın ellerine.. Beyaz bir kağıdın üzerine yapılan öfkeli karalamaların siyahıydı..
Oydu işte, oydu…
Üzerine hep kırmızıyla siyahı yakıştırırdım..
Kırmızından mutlu, siyahından korkak bulayım diye kendimi..
Sen nerden çıkardınki sevdiğimi..
Kırmızının siyahını.
öyle büyük ve öyle acımasızca bırakılan bir iz ki bu;asla geçmeyecek ve asla iyileşmeyecek,kanadıkça kanayacak belki de..tam emin değilim..
yapay sevgi ormanının tüm ağaçlarını yakıyorum şimdi ki daha fazla acıtmasın beni..
zihnimdeki dalgalanmaları durdurmak istesemde olmuyor o durgun suya taşı attılar bir kere..
kendilerince ve kendimcelerle boğuşuyorum ve hiç antremansız çıktım bu maça ben..yenilgi kaçınılmaz.düşsem de kalkabilirim ama…
zaferler kazandı herkes kendince..ben sevdim mi bu oyunu bilmiyorum ama bilinçsizce de olsa en iyi oynadığım oyun bu…
seni sevdim de mi bu kadar üzüldüm?hayır..keşke öyle olmuş olsaydı..belki daha az belki daha çok üzülecektim ama haybeye yanaklarım tuzla
ıslanmayacaktı..sadece umuda seni yükledim,sarıldım dostane,hiç karşılıksız..sen zevk alıyordun ben sana doyuyordum..gözlerin acı harmanıma
su serpiyordu gayri ihtiyari..sen bana neler kattığını bilmeden neler aldığını bildirdin..kendi hayatının kahramanı olamadın yani..bir şeyleri ezerek
çıktığın o yer her nereyse umarım seni vurmaz..çünkü,ben çoK şeyi ezdim sırf karşına oturup bana vereceğin gücü yaşayabilmek için..
bu vurgun öyle bir geldi ki basıncı dayanılmazdı..yüreğim parçalandı sonunda ve bu benim hatam değildi…
ne kendimi aldattım ne seni…bu kahır çok tanıdık geldi bana fakat bu kadar göz önü aldatmacasına ruhu olan hiç bir insan evladı dayanamaz diyorum…
tanımlamak çok zor hayatı..bi kağıda kaç duygu sığıyor baksana,bir hayata…düşünmek bile zor,çok zor…kayboluyorum….
bir gün karşılaşacağız biliyorum,belki dünde belki çok başka bir günde ama şimdi git ne olur….zihnimi bulandırma,kalbimi ağrıtma,canımı yakma…
git tutamam kendimi,bir yanım tuz olur bir yanım buz…kendimi eritirim….git ne olur..şimdi git
seni sevmedim ben
sana güvendim….
işte bu yüzden,İNCİTME BENİ……………..
bu kadar mükemmel insalar nasıl biraraya geldiniz siz aylardır yalnız olduğumu sanıyodum ama siz hepiniz toplanmış burda beni bekliyomuşsunuz pygmalion hislerime tercümen oluyosun hissedip söyleyemediğim herşeyi söylemişsin hepinize teşekkürler