9 Tem 2006

Yazıyorum, yarın yazarım, ha yazdım ha yazacağım derken sonunda yazabiliyorum (: Rutin bir hayatım vardı son 3 haftadır, uykulu gözlerle zorda olsa uyanıp şirkete gitmek, bir simit ve çay ile kahvaltı yapmak.. sonra biraz iş ile ilgilenmek sonra uyumak (: Staj yapıyordum ve son haftam artık.. uyku ve yorgunluk dışında bir zorluğu yoktu aslında hatta artısı bile vardı sanırım.. Birgün bir proje yönetmek isterseniz en uygun lideri atama yöntemlerini sayabilirim size (: PMI nedir, OPM3 nedir, nasıl proje yönetilir.. ve ingilizceden türkçeye terimler nasıl uydurularak çevrilir ((: Hatta abartıp size çamaşır makinanızın kaç kilo olduğunu, Arçelikte günde kaç makina üretildiğini, Türkiye’deki pazar paylarını anlatabilirim (: [beyin yıkamak diye buna diyorlar sanırım (:] Biraz sıkıcıydı ilk başlarda, ama şimdi zevkli geliyor.. Hele çeviri kısmı tam bir facia, öyle terimler varki kafama göre çeviriyorum artık, uyduruyorum desem daha doğrudur.. Sonra iki saat gülüyoruz onlara.. Türkçeye yeni çok kelime kattım sanırım (: [Örn: Work Breakdown Structure/İş Döküm Yapısı]

Açık ofis uygulaması olmasına ragmen, bir odamız var bizim, her ne kadar deniz manzaralı olmasada (: Her ne kadar koskaca Arçelik’in en teknoloji özürlü laptopunu bana vermiş olsalarda.. Öyle böyle değil, iki işi aynı anda yapamıyor, o açılana kadar ben kahvaltı yapmış, gazete okumayı bitirmiş oluyorum (: Güya laptop, fişini çektiğiniz anda kapanıyor, çok çektim ondan çooook.. Kaç kere yeniden yazmak zorunda kaldım.. (: Genel olarak bu stajdan eğlendiğim sonucu çıkıyor sanırım. Ödtü’lü iki staj arkadaşımın çalışma azimlerine karşı benim koca bir günde sadece 6 soru çevirmiş olmam, en küçük olmamın vermiş olduğu şımarıklık, “Tiryaki” makinasını çok sevip, içmememe ragmen iki de bir çay almam, piyasa daha çıkmadı diye, deneme olsun diye “Mini Telve” ile kahve yapıp, içmeden çok sevmem (: Aç kalışlarım, uyku kaçamaklarım, kampüsü okul kampüsü sanıp çimlere uzanmam, azar işitmelerim bile güzeldi (:
Aşmış bir yöneticimiz var, öyle böyle aşmış değil ama (: Büyük bir saygı ile dinlememe ragmen konuşmalarını, ilk 5 dakikadan sonrasını anlamakta zorluk çekiyorum ya da uykum geliyor (: İlk tanışmada kendisini anlattıktan sonra, “Ne işiniz var sizin Arçelikte?” gibi bir soru sorup sonra gülme krizine girdiğimiz an geldi aklıma (: Kendileri Boğaziçi Endüstiri Müh. bitirip, Amerika’da çift master yapıp, bir çok dilen bir insan.. (: [o soruyu sormam mantıklıydı ama, ne işi var orda (:]
Bir sudoku merakı sardı ki, öyle böyle değil (: Ofiste iki soru çevirip sudokuya geçiyorum.. Ukalalık yapıp en zorundan başlayıp bütün gün çözmek için debeleniyorum, gerçekten beyin yorucu bir şeymiş ve zevkliymiş.. Hatta cuma günkü yarım kalmıştı ben bir ona bakıp gelim daha fazla konuşmadan (:




Yazı hakkında;

Bu yazı 9 Temmuz 2006, Pazar 15:40 sularında İçimden Geldi kategorisi altında kaleme alınmıştır. Bu yazıya gelen yorumları RSS 2.0 ile takip edebilir, yorum yazabilir, ya da geri izleme kullanabilirsin. Çok istersen yazdırabilirsin.

12 Yorum

Sayfalar: « 1 [2] Hepsi

  1. harbicimbomlu demiş ki: (15 Temmuz 2006 saat 1:38)

    willie kaydedici bütün kopya cderi falan tanıyor dvd divix progressive scan var yani özellikleri açısından fena değil zaten son çıkanı sorun bu cd ve dvdleri kaydetmiyor ben kaydediyor sanıyordum neyse kafanı şişirdim konuyu dağıttım saçmaladım iyice ALLAHa emanet ol

  2. sonbahar demiş ki: (22 Temmuz 2006 saat 21:30)

    Benimde arçelikte stajım biteli bir hafta oldu. Valla bi şirkette staj yapacaksanız mutlaka arçelikte staj yapın . Çok deli biyer . Arkadaşın dediği gibi günde 10000 tane çamaşır makinası yapılıyo. Çeviri ye gelince . Herkese çeviri yaptırılıyo ama arçelikte staj yapıyosan birazda çevir değilmi. Ben ingilizce bilmediğim için danışmanım bana çeviri yaptırmadı saolsun.

Yorum Yaz

Not: Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır, panik yok (: